6 Haziran 2012 Çarşamba

Sayın Adnan Oktar'a Karşı Yürütülen Psikolojik Savaş

Psikolojik savaş teknikleri, hedef kitlenin duygu, düşünce ve davranışlarını, kendi amaçları doğrultusunda etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan planlı propagandadır.
BAV davasının seyri boyunca bu teknik,
bazı çevrelerce düzenli olarak kullanılmıştır.
Emniyet soruşturmasının yapıldığı dönemde aylar boyunca
BAV camiası ile ilgili gündeme getirilen her konu psikolojik savaş taktiği olarak bazı medya kuruluşları tarafından çarpıtılmış ve yazılanların iftira olduğu bilirkişi raporlarıyla
ispat edilmesine rağmen bu gerçekler
basında tek bir satır olarak dahi yer almamıştır.

BAV'a ve Sayın Adnan Oktar'a karşı çok sayıda tuzak kurulmuştur

BAV'a ve Sayın Adnan Oktar'a karşı çok sayıda tuzak kurulmuştur. Mükemmel görünen kurnazca bir plan yapılmakla beraber, Müslümanlar aleyhinde kurulan her plan Allah tarafından bozularak yaratılmıştır. Bu sitedeki yazıları dikkat vererek okursanız Allah'ın, müslümanlara tuzak kuran her kişinin tuzağını kendi başına geçirdiğini görürsünüz.

Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
(Fatır Suresi, 10)
Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
(Enfal Suresi, 30)

BAV DAVASINDA DAVET VE İLANLA ŞİKAYETÇİ ARANMIŞTIR

BAV DAVASINDA DAVET VE İLANLA ŞİKAYETÇİ ARANMIŞTIR
BAV Camiasına karşı düzenlenen 12 Kasım 1999 operasyonunun hemen ardından bazı üst düzey emniyet görevlilerinin gazetelere açıklama yaparak ihbarcı ve şikayetçi aradıklarını ilan etmişlerdir. Operasyonun ilk günü zamanın İstanbul Emniyet Müdürü bir basın toplantısı yapmış ve "Bunlar bir çete. Mağdurlar şikayetçi olsunlar. Kimliklerini gizli tutacağız" diye açıklama yapmıştır. (Hürriyet Gazetesi) Bu davet pek çok gazetede manşetten yayınlanmış ve bu yolla şikayetçi aranmıştır.
Elbette böyle bir davet, BAV camiasına husumet besleyen kişilere iftira fırsatı verilmesi anlamına da gelmektedir. Dahası, ortada bir suç bulunmadığının, "ÖNCE OPERASYON YAPALIM, SONRA SUÇ BULURUZ" mantığı ile hareket edildiğinin bir göstergesidir. Bu da, PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİNDEN BİRİDİR.

FATİH ALTAYLI'NIN BAV ALEYHİNDE KAMUOYUNU KIŞKIRTMA GİRİŞİMLERİ


FATİH ALTAYLI'NIN BAV ALEYHİNDE KAMUOYUNU KIŞKIRTMA GİRİŞİMLERİ

Basın yoluyla çağrılarda bulunarak BAV aleyhinde şikayetçi bulma çabalarına, BAV camiasına yönelik hakaretleri sfebebi ile manevi tazminata mahkum olmuş olan Fatih Altaylı isimli gazeteci de katılmıştır. Fatih Altaylı, Hürriyet Gazetesi'ndeki "Adnancılar'dan Şikayetçi Olun!" başlıklı yazısında" (operasyonu) kim organize ettiyse eline sağlık, şimdi sıra vatandaşlarda" diyerek tüm okurlarını BAV camiasından şikayetçi olmaya davet etmiştir.
Ne var ki psikolojik savaş uygulayıcılarının her çabası gibi, bu girişim de başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

ASILSIZ PROPAGANDA 3

ASILSIZ PROPAGANDA 3

"ADNAN OKTAR ZORLA ADLİYEYE GETİRİLECEK" PROPAGANDASI
Bütün mahkemelerde binlerce kişi şahit olarak çağırıldığında, herhangi bir nedenle mahkemeye gelmediğinde ihzar kararı çıkar. Bu çok normal bir hukuk uygulamasıdır. Binlerce insana uygulanan ihzar kararı Sayın Adnan Oktar için çıkartıldığında bu olay bazı basın organlarına çok önemli bir olaymış gibi yansıtılmıştır. Aslında bu bir çok medya mensubuna da uygulanmış sıradan bir durumdur, ayrıca böyle durumlarda pratikte zorla getirilme şeklinde bir uygulama da olmaz. Bu sadece hükmi bir izahtır. Nitekim Sayın Adnan Oktar mahkemede ifadesini vermiştir ve ihzar da kalkmıştır. Bu haberin de aynı şekilde söz konusu basın organlarında duyurulması gerekirken böyle bir şey gerçekleşmemiştir. Çünkü bu psikolojik savaşın bir gereğidir ve sözkonusu odakların böyle bir haber yaptırması kullandıkları savaş yöntemlerine uygun düşmemektedir. Burada Sayın Adnan Oktar koluna polisler girmiş, zorla yürütülerek adliyeye götürüyorlar şeklinde insanların zihinlerinde bir görüntü oluşturmak amaçlanmıştır. Dolayısıyla zorla adliyeye gelen, sürekli polislerle başı belada olan bir insanın güvenilir olmadığı imajını vererek insanların kafalarında olumsuz düşünceler meydana getirmek istenmektedir. Böylece Sayın Adnan Oktar'ın eserlerine olan güvenirliği ve inandırıcılığı güya zedeleyeceklerini düşünüyorlar. Halbuki bu Sayın Adnan Oktar'ın yiğitliğini, şanını ve güvenilirliğini kat be kat arttırıyor. Çünkü bütün bunlar tam bir dava adamı alametidir.

GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 7


İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada SAYIN ADNAN OKTAR'I DA KAPSAYACAK ŞEKİLDE ÇETE İDDİASINDAN BERAAT KARARI vermiştir. Mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ ve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak bu beraat kararı basında hiçbir şekilde yer almamıştır. İşkence altında alınmış emniyet ifadelerine dayalı iddiaları yüzlerce kez, çoğu manşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.
2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında Ebru Şimşek'in iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Bu suçla ilgili tüm delillerin toplanılmış bulunduğu,
2. Sanıkların savunmalarına,
3. Katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına,
4. Ebru Şimşek ile ilgili izlenen CD görüntülerine,
5. Ebru Şimşek ile ilgili CD görüntüleri üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nedim Tarhan'ın beyanına,
6. İnşaat Mühendisi bilirkişi Çağlar Göksu'nun Ebru Şimşek'in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına,
7. Ebru Şimşek'in ilişkileri konusunda beyanda bulunan S. Tanıkları Özgür Aydemir, Ahmet Ali Yıldırım, Alkas Çakmak, Alper Çakmak, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin'in anlatımlarına göre,
".. sanığa atılan suçun sübut bulmadığı anlaşılmakla .... sanığın BERAATİNE karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında ÇETE iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Sanıkların savunmalarına,
2. Savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına
3. 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına
4. Deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre;
"Sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgütte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, dolayısıyla bu suçlarının sabit olmadığı sonuç ve kanısına varılarak, sanıkların bu suçtan da beraatlerine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."



Sayın Adnan Oktar'ın 250'den fazla eserinin 57'den fazla dile çevrilmesi ve dünya çapında tanınması


Sayın Adnan Oktar'ın 250'den fazla eserinin 57'den fazla dile çevrilmesi ve dünya çapında tanınmasından rahatsızlık duyan psikolojik savaş uygulayıcıları bu eserlerin etkisini kıracaklarını düşündükleri yeni bir yöntem uygulamışlardır. Sayın Adnan Oktar'a "İslam dinini yanlış yorumlama" iftirası atılmış ve bu iftira 1999 yılında yapılan operasyon sonrası savcılık iddianamesine kadar taşınmıştır. Halkımızın Sayın Adnan Oktar'ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlere olan teveccühün gücünü kıracaklarını zanneden psikolojik savaş yöneticileri bu eserlerin Ehli Sünnet çizgisinde olmadığını, Sayın Adnan Oktar'ın kendine ait bir din anlayışı geliştirdiğini iddia etmişlerdir. SAYIN ADNAN OKTAR, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN SÜNNETİNE BAĞLI BİR İNSANDIR. ESERLERİNDE DE KURAN'I VE SÜNNETİ REHBER EDİNMİŞTİR. Bunu "Ehl-i Sünnetin Önemi" isimli eserinde ayrıntılı olarak anlatmıştır.  "İslam dinini yanlış yorumlama" iftirasına en güzel cevabı ise dava dosyasına sunulan birçok kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir.
  1. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. Salih Akdemir tarafından tanzim edilen 20.03.2000 tarihli mütalaa
  2. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dali Baskani olan Prof. Dr. Mevlüt Güngör tarafından tanzim edilen 25.03.2000 tarihli mütalaa
  3. Avrupa Uluslararasi Islam Üniversitesi Öğretim  Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman tarafından tanzim edilen bila tarihli mütalaa
  4. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Yaşar Kandemir tarafından tanzim edilen 21.09.2000 tarihli mütalaa
  5. Ankara Üniversitesi Hadis Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoglu tarafından tanzim edilen 28.03.2000 tarihli mütalaa
  6. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar tarafından tanzim edilen 30.05.2000 tarihli mütala
  7. Ankara Üniversitesi Kelam Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Doç. Dr. İlhami Güler tarafından tanzim edilen 25.03.2000 tarihli mütalaa
  8. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Doç. Dr. Ömer Özsoy tarafından tanzim edilen 29.02.2000 tarihli mütalaa
  9. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel Islam Bilimleri Bölümü Başkan Yardımcısı olan Doç. Dr. Mehmet Paçacı tarafından tanzim edilen 01.06.2000 tarihli mütalaa