6 Haziran 2012 Çarşamba

Sayın Adnan Oktar'a Karşı Yürütülen Psikolojik Savaş

Psikolojik savaş teknikleri, hedef kitlenin duygu, düşünce ve davranışlarını, kendi amaçları doğrultusunda etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan planlı propagandadır.
BAV davasının seyri boyunca bu teknik,
bazı çevrelerce düzenli olarak kullanılmıştır.
Emniyet soruşturmasının yapıldığı dönemde aylar boyunca
BAV camiası ile ilgili gündeme getirilen her konu psikolojik savaş taktiği olarak bazı medya kuruluşları tarafından çarpıtılmış ve yazılanların iftira olduğu bilirkişi raporlarıyla
ispat edilmesine rağmen bu gerçekler
basında tek bir satır olarak dahi yer almamıştır.

BAV'a ve Sayın Adnan Oktar'a karşı çok sayıda tuzak kurulmuştur

BAV'a ve Sayın Adnan Oktar'a karşı çok sayıda tuzak kurulmuştur. Mükemmel görünen kurnazca bir plan yapılmakla beraber, Müslümanlar aleyhinde kurulan her plan Allah tarafından bozularak yaratılmıştır. Bu sitedeki yazıları dikkat vererek okursanız Allah'ın, müslümanlara tuzak kuran her kişinin tuzağını kendi başına geçirdiğini görürsünüz.

Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
(Fatır Suresi, 10)
Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
(Enfal Suresi, 30)

BAV DAVASINDA DAVET VE İLANLA ŞİKAYETÇİ ARANMIŞTIR

BAV DAVASINDA DAVET VE İLANLA ŞİKAYETÇİ ARANMIŞTIR
BAV Camiasına karşı düzenlenen 12 Kasım 1999 operasyonunun hemen ardından bazı üst düzey emniyet görevlilerinin gazetelere açıklama yaparak ihbarcı ve şikayetçi aradıklarını ilan etmişlerdir. Operasyonun ilk günü zamanın İstanbul Emniyet Müdürü bir basın toplantısı yapmış ve "Bunlar bir çete. Mağdurlar şikayetçi olsunlar. Kimliklerini gizli tutacağız" diye açıklama yapmıştır. (Hürriyet Gazetesi) Bu davet pek çok gazetede manşetten yayınlanmış ve bu yolla şikayetçi aranmıştır.
Elbette böyle bir davet, BAV camiasına husumet besleyen kişilere iftira fırsatı verilmesi anlamına da gelmektedir. Dahası, ortada bir suç bulunmadığının, "ÖNCE OPERASYON YAPALIM, SONRA SUÇ BULURUZ" mantığı ile hareket edildiğinin bir göstergesidir. Bu da, PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİNDEN BİRİDİR.

FATİH ALTAYLI'NIN BAV ALEYHİNDE KAMUOYUNU KIŞKIRTMA GİRİŞİMLERİ


FATİH ALTAYLI'NIN BAV ALEYHİNDE KAMUOYUNU KIŞKIRTMA GİRİŞİMLERİ

Basın yoluyla çağrılarda bulunarak BAV aleyhinde şikayetçi bulma çabalarına, BAV camiasına yönelik hakaretleri sfebebi ile manevi tazminata mahkum olmuş olan Fatih Altaylı isimli gazeteci de katılmıştır. Fatih Altaylı, Hürriyet Gazetesi'ndeki "Adnancılar'dan Şikayetçi Olun!" başlıklı yazısında" (operasyonu) kim organize ettiyse eline sağlık, şimdi sıra vatandaşlarda" diyerek tüm okurlarını BAV camiasından şikayetçi olmaya davet etmiştir.
Ne var ki psikolojik savaş uygulayıcılarının her çabası gibi, bu girişim de başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

ASILSIZ PROPAGANDA 3

ASILSIZ PROPAGANDA 3

"ADNAN OKTAR ZORLA ADLİYEYE GETİRİLECEK" PROPAGANDASI
Bütün mahkemelerde binlerce kişi şahit olarak çağırıldığında, herhangi bir nedenle mahkemeye gelmediğinde ihzar kararı çıkar. Bu çok normal bir hukuk uygulamasıdır. Binlerce insana uygulanan ihzar kararı Sayın Adnan Oktar için çıkartıldığında bu olay bazı basın organlarına çok önemli bir olaymış gibi yansıtılmıştır. Aslında bu bir çok medya mensubuna da uygulanmış sıradan bir durumdur, ayrıca böyle durumlarda pratikte zorla getirilme şeklinde bir uygulama da olmaz. Bu sadece hükmi bir izahtır. Nitekim Sayın Adnan Oktar mahkemede ifadesini vermiştir ve ihzar da kalkmıştır. Bu haberin de aynı şekilde söz konusu basın organlarında duyurulması gerekirken böyle bir şey gerçekleşmemiştir. Çünkü bu psikolojik savaşın bir gereğidir ve sözkonusu odakların böyle bir haber yaptırması kullandıkları savaş yöntemlerine uygun düşmemektedir. Burada Sayın Adnan Oktar koluna polisler girmiş, zorla yürütülerek adliyeye götürüyorlar şeklinde insanların zihinlerinde bir görüntü oluşturmak amaçlanmıştır. Dolayısıyla zorla adliyeye gelen, sürekli polislerle başı belada olan bir insanın güvenilir olmadığı imajını vererek insanların kafalarında olumsuz düşünceler meydana getirmek istenmektedir. Böylece Sayın Adnan Oktar'ın eserlerine olan güvenirliği ve inandırıcılığı güya zedeleyeceklerini düşünüyorlar. Halbuki bu Sayın Adnan Oktar'ın yiğitliğini, şanını ve güvenilirliğini kat be kat arttırıyor. Çünkü bütün bunlar tam bir dava adamı alametidir.

GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 7


İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada SAYIN ADNAN OKTAR'I DA KAPSAYACAK ŞEKİLDE ÇETE İDDİASINDAN BERAAT KARARI vermiştir. Mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ ve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak bu beraat kararı basında hiçbir şekilde yer almamıştır. İşkence altında alınmış emniyet ifadelerine dayalı iddiaları yüzlerce kez, çoğu manşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.
2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında Ebru Şimşek'in iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Bu suçla ilgili tüm delillerin toplanılmış bulunduğu,
2. Sanıkların savunmalarına,
3. Katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına,
4. Ebru Şimşek ile ilgili izlenen CD görüntülerine,
5. Ebru Şimşek ile ilgili CD görüntüleri üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nedim Tarhan'ın beyanına,
6. İnşaat Mühendisi bilirkişi Çağlar Göksu'nun Ebru Şimşek'in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına,
7. Ebru Şimşek'in ilişkileri konusunda beyanda bulunan S. Tanıkları Özgür Aydemir, Ahmet Ali Yıldırım, Alkas Çakmak, Alper Çakmak, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin'in anlatımlarına göre,
".. sanığa atılan suçun sübut bulmadığı anlaşılmakla .... sanığın BERAATİNE karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında ÇETE iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Sanıkların savunmalarına,
2. Savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına
3. 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına
4. Deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre;
"Sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgütte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, dolayısıyla bu suçlarının sabit olmadığı sonuç ve kanısına varılarak, sanıkların bu suçtan da beraatlerine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."



Sayın Adnan Oktar'ın 250'den fazla eserinin 57'den fazla dile çevrilmesi ve dünya çapında tanınması


Sayın Adnan Oktar'ın 250'den fazla eserinin 57'den fazla dile çevrilmesi ve dünya çapında tanınmasından rahatsızlık duyan psikolojik savaş uygulayıcıları bu eserlerin etkisini kıracaklarını düşündükleri yeni bir yöntem uygulamışlardır. Sayın Adnan Oktar'a "İslam dinini yanlış yorumlama" iftirası atılmış ve bu iftira 1999 yılında yapılan operasyon sonrası savcılık iddianamesine kadar taşınmıştır. Halkımızın Sayın Adnan Oktar'ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlere olan teveccühün gücünü kıracaklarını zanneden psikolojik savaş yöneticileri bu eserlerin Ehli Sünnet çizgisinde olmadığını, Sayın Adnan Oktar'ın kendine ait bir din anlayışı geliştirdiğini iddia etmişlerdir. SAYIN ADNAN OKTAR, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN SÜNNETİNE BAĞLI BİR İNSANDIR. ESERLERİNDE DE KURAN'I VE SÜNNETİ REHBER EDİNMİŞTİR. Bunu "Ehl-i Sünnetin Önemi" isimli eserinde ayrıntılı olarak anlatmıştır.  "İslam dinini yanlış yorumlama" iftirasına en güzel cevabı ise dava dosyasına sunulan birçok kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir.
  1. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. Salih Akdemir tarafından tanzim edilen 20.03.2000 tarihli mütalaa
  2. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dali Baskani olan Prof. Dr. Mevlüt Güngör tarafından tanzim edilen 25.03.2000 tarihli mütalaa
  3. Avrupa Uluslararasi Islam Üniversitesi Öğretim  Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman tarafından tanzim edilen bila tarihli mütalaa
  4. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Yaşar Kandemir tarafından tanzim edilen 21.09.2000 tarihli mütalaa
  5. Ankara Üniversitesi Hadis Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoglu tarafından tanzim edilen 28.03.2000 tarihli mütalaa
  6. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim  Üyesi olan Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar tarafından tanzim edilen 30.05.2000 tarihli mütala
  7. Ankara Üniversitesi Kelam Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Doç. Dr. İlhami Güler tarafından tanzim edilen 25.03.2000 tarihli mütalaa
  8. Ankara Üniversitesi Tefsir Anabilim Dali Öğretim  Üyesi olan Doç. Dr. Ömer Özsoy tarafından tanzim edilen 29.02.2000 tarihli mütalaa
  9. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel Islam Bilimleri Bölümü Başkan Yardımcısı olan Doç. Dr. Mehmet Paçacı tarafından tanzim edilen 01.06.2000 tarihli mütalaa

Psikolojik Savaş Taktiği:GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 6


İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ ve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir ve beraat kararı vermiştir. Ancak bu BERAAT KARARI basında hiçbir şekilde yer almamıştır. Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddiaları yüzlerce kez, çoğu sürmanşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.
Herkesin bildiği gibi Sayın Adnan Oktar'ın ve Bilim Araştırma Vakfı'nın Ebru Şimşek'e şantaj yaptığı iddiası ile ilgili onlarca gazetede çoğu manşetten, sürmanşetten, bir kısmı gazete eklerinde yüzlerce defa haber çıktı ve hala çıkmaya devam ediyor. Bu iddialar Türk halkı tarafından neredeyse ezbere biliniyor.  Ancak EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ VE SADECE İFTİRADAN İBARET OLDUĞU bilirkişi raporları, sabit deliller ve tanıkların ifadeleri ve beyanları değerlendirildikten sonra MAHKEMENİN VERDİĞİ BERAAT KARARIYLA açığa çıktı. Ama hiçbir medya kuruluşunda bu beraat kararı yayınlanmadı.
Peki bu nedir? Madem basın bu kadar iyi niyetliydi, 10 yıldır yaptıkları iftiranın yersiz olduğunu anlayınca, neden "Biz 10 yıldır haksız yere iftira attık, hakkınızı helal edin, özür diliyoruz" demediler? Diyemezler, çünkü bu yapılan psikolojik savaşın gereğidir. Çünkü herkes biliyor ki, bir takım gazeteler psikolojik savaş uzmanlarınca yönlendirilmektedir.


Ebru Şimşek'in iddialarının geçersiz olduğunu gösteren 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/26 no'lu dosyanın 2007/7 no'lu mahkeme beraat kararı. (Nedense hiçbir basın organında yayınlanmadı !!!)

Psikolojik Savaş Taktiği:ASILSIZ PROPAGANDA 2

Bilim Araştırma Vakfı Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, yargılanan kişilere gözaltı süresince AĞIR İŞKENCE ALTINDA, OKUTULMADAN, ZORLA İMZALATILMIŞ sahte tutanaklardan ibarettir. Bu durum çeşitli hastanelerin vermiş olduğu işkence raporlarıyla sabittir. Bu emniyet ifadeleri işkence feryatlarıdır, işkencenin belgesi ve tapusu hükmündedir. Ancak işkence altında alınan bu ifadeler yüzlerce medya organında çok detaylı olarak tekrar tekrar yayınlanmaktadır.
Ayrıca Ceza Muhakemeleri Kanunun 148.Maddesi gereğince avukat huzurunda alınmayan emniyet ifadeleri geçerli değildir. BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadelerinin hiçbirinde avukat bulunmamıştır. Bu nedenle tüm emniyet ifadeleri hükümsüzdür.
Bilim Araştırma Vakfı davası ile ilgili son 10 yıldır medyadaki her haberde aslında hükümsüz olan bu emniyet ifadeleri defalarca yayınlanmıştır. Bu psikolojik savaşın güya bir başarısıdır.


Ceza Muhakemeleri Kanunun 148. Maddesi
2. Ağır Ceza Mahkemes'nde 29.02.2008 tarihindeki Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili duruşmada mahkeme heyetinin aldığı kararın, "YASAK USULLERLE ALINAN İFADELER DELİL OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ CMK'nun 148.maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delillerin..." şeklinde belirtilen 5. maddesinde mahkeme heyeti emniyet ifadelerinin yasak usullerle alındığını kabul etmiş ve bunların delil niteliğinin olmadığını söylemiştir.

ASILSIZ İDDİA 9

HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: "PKK'dan daha tehlikeli"

CEVAP: 1999 yılında Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının evlerine düzenlenen polis baskını sonrasında dönemin İçişleri Bakanı, Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için "PKK'dan daha tehlikeli" ifadesini kullanmıştır. Sayın Adnan Oktar bugüne kadar kaleme aldığı 250'nin üzerindeki kitapta, Kuran ahlakını ve İslam'ın barış ve hoşgörü dini olduğunu anlatmış, insanları Darwinizm, materyalizm ve komünizm tehlikesinden korumayı hedef edinmiştir. PKK terörünün kökeni Darwinizm, materyalizm ve komünizmdir. Darwinizm, materyalizm, komünizm  ve terörizm karşısında en etkili bilimsel mücadeleyi yapan kişi ise Sayın Adnan Oktar'dır. Bugün  PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike Sayın Adnan Oktar'dır. Buna rağmen bu kişi Sayın Adnan Oktar için bu ifadeyi kullanmıştır. Psikolojik savaşı yöneten kişiler bu sözü aylarca, yıllarca Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanmışlardır. Terörün çözümü olan şahıs, PKK'dan daha tehlikeli gibi gösterilmiştir.

TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURMA 3

TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURMA 3

BASINDA BİR SEVİNÇ HABERİ DAHA !
Devam eden BAV davasında Sayın Adnan Oktar hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirilmiştir. Oysa Sayın Adnan Oktar hakkında yurtdışı yasağına hiç gerek yoktur. Sayın Adnan Oktar'ın yurtdışına çıkma ihtiyacı da yoktur. Yıllardır verdiği fikri mücadale boyunca bir çok komplo ile karşılaşmış, 25 yıl hapis cezası ile yargılanmış, akıl hastanesinde en ağır akıl hastalarının bulunduğu 14A koğuşunda çok zor şartlar altında 10 ay tutulmuş, kokain komplosu yapılmış buna rağmen bir gün bile yurtdışına çıkma düşüncesi veya hazırlığı olmamıştır. Hatta bugüne kadar HERHANGİ BİR PASAPORT BAŞVURUSUNDA DAHİ BULUNMAMIŞTIR. Üstelik BAV davasında bugün gelinen durumda Ebru Şimşek'in iddialarının geçersiz olduğu anlaşılmış, çete konusunda Sayın Adnan Oktar'ı da kapsayacak şekilde BERAAT VERİLMİŞTİR. Dolayısıyla yurtdışına çıkmasından şüphe edilecek ağır bir hapis riski veya herhangi bir mağduriyet riski yoktur. Ki olsa bile Sayın Adnan Oktar bu zorlukları bir nimet olarak gören bir insandır. Şu an dava usulen devam etmektedir. Ancak buna rağmen karşı tarafın avukatı, Yargıtay'ın daha önceki kararına dayanarak yurtdışı yasağı talebinde bulunmuştur. Ve yasak kararı getirilmiştir. Ancak şu an Yargıtay 8. Ceza dairesinin kararı bir başka ceza dairesi tarafından karşı karar ile bozulduğu için, usulen alınan bu yasağın da kalkması hukuken beklenmektedir.


Tüm bu süreç içinde psikolojik savaş yöneticileri bu konuyu da kendilerince en iyi şekilde değerlendirmiş ve çok büyük bir olay gibi günlerce basında haber yaptırmışlardır. Bir çok basın yayın organı, heyecan ve sevinç ile bu haberi vermiştir. Halbuki yurtdışı yasağı birçok mahkemede, yüzlerce kişi için alınan bir karardır. Erdal İnönü dahil bir çok ünlü kişiye bu yasak getirilmiştir. Çok sıradan bir uygulamadır. Ancak bu konu vahim bir olay gibi kamuoyuna yansıtılmıştır. Önümüzdeki günlerde bu yasak kaldırıldığında ise basının bu konuda haber yapacağına ihtimal vermek çok güç. Çünkü psikolojik savaşın gereklerine göre bunun haber yapılmaması gerekir.

Psikolojik Savaş Taktiği:
TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURMA 2


12 Kasım 1999 tarihinde Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı camiasına yönelik düzenlenen operasyonda gece yarısı evlerinden polis zoruyla alınıp kendilerine hiçbir açıklama yapılmaksızın Emniyet'e götürülen hanımların ailelerine kızlarını görmek istiyorlarsa Sayın Adnan Oktar'dan ve Bilim Araştırma Vakfı mensuplarından şikayetçi olduklarına dair bir kağıt imzalamaları gerektiği söylenmiş, anne-babaların o anki ruh hallerinden faydalanılıp, kurnazca bir oyun oynanmıştır. SAYIN ADNAN OKTAR'DAN VE BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NDAN HİÇBİR MADURİYETLERİ OLMADIĞI HALDE birçok aile evlatlarına bir an önce kavuşabilme telaşıyla psikolojik savaş teorisyenlerinin bu tuzağına düşmek durumunda kalmıştır. Sonrasında bu aileler hiç vakit kaybetmeksizin istemeden imzalamak zorunda kaldıkları BU DİLEKÇELERİ REDDETMİŞLER ve gerekli mercilere de bunu bildirmişlerdir. Ancak PSİKOLOJİK SAVAŞIN BİR GEREĞİ OLARAK bu haberler hiçbir zaman gazete sayfalarına yansımamıştır. Bu aileler şikayetçi olmadıklarını defalarca bildirmelerine, hatta mahkeme huzurunda da bunu açıklamalarına rağmen hiçbir şikayetçisi olmayan BAV davası sanki onlarca şikayetçisi varmış gibi basında lanse edilmeye devam edilmiştir.


İŞKENCE ALTINDA ALINAN EMNİYET İFADELERİ PSİKOLOJİK SAVAŞ MALZEMESİ OLARAK KULLANILMAKTADIR

İŞKENCE ALTINDA ALINAN EMNİYET İFADELERİ PSİKOLOJİK SAVAŞ MALZEMESİ OLARAK KULLANILMAKTADIR

1999 senesinde Sayın Adnan Oktar ve birkaç BAV üyesinin, emniyette baskı altında verdikleri ifadeleri videoya alınmıştır. Bu ifadelerde söylenecek sözleri bir takım emniyet görevlileri bu kişilere defalarca tekrarlamışlar ve onlara bu sözleri ezberletmişlerdir. Ölüm tehdidi altında birçok kez prova edilmiş olan bu video görüntüleri emniyetteki hukuksuz uygulamaların somut birer delilidir ve kanunlarımız önünde geçersizdir. Nitekim özgür iradesi ile konuşan bir kişinin, aleyhinde hiçbir somut delil olmadığı halde, kendi kendine hayali senaryolar ortaya çıkararak, aleyhindeki akıl almaz iddiaları en çirkin argo kelimelerle anlatması, kendine hakaret etmesi, inanılmaz suçlamalarda bulunması, kendisinin bir çete lideri olduğunu söylemesi mümkün değildir. Ceza kanununun bilinen bütün maddelerine girmesi için ve en ağır cezayı alması için her türlü delilden yoksun iddiaları, insan kendi kendine mantıksız ispatsız sözlerle isnad edebilir mi? Bütün bunlar meşru ifadeler değil, işkence feryatlarıdır, işkencenin belgesi ve tapusu hükmündedir. Oraya kim giderse gitsin o şartlar altında bu şekilde davranırdı. Böyle bir tehdit, tazyik ve şiddet karşısında Türkiye'de bunu yapmayacak kimse yoktur. Böyle bir işkence ve baskıya dayanabilecek bir insan tasavvur edilebilir mi? Bir kişinin savcılığa gider gitmez ve ayrıca hakim karşısında, emniyette verdiği ifadelerin doğru olmadığını belirtmesi, işkencenin kanıtıdır. Bütün bunlara rağmen "Bana ne, bana ne! Bir kere bu ifadeyi imzaladın. Madem bu ifadeyi imzaladın, sonuna kadar kullanırız." mantığı ayıptır, günahtır, çirkindir ve vicdansızlıktır.
Söz konusu sorgu videoları dava henüz soruşturma aşamasındayken ve Devlet Güvenlik Mahkemesinin kontrolü altındayken, PSİKOLOJİK SAVAŞ GEREĞİ hukuk kuralları ihlal edilerek, bazı basın-yayın organlarına verilmiştir ve bütün Türkiye çapında yayınlanmıştır. Psikolojik savaş uygulayıcıları bu videoları yayınlayarak böylece güya Sayın Adnan Oktar aleyinde ve diğer mağdur ve mazlum insanlar aleyhinde müthiş bir propaganda yaptıklarını zannetmişlerdir. Fakat kendilerini küçük düşürüp, aşağılamışlardır. Bu çirkin icraatın çirkin heyecanını yıllarca çirkin bir şekilde yaşamış olmaları onların üzerinde çirkin bir suç damgası olarak kalmıştır.
Söz konusu dava halen sürmektedir. Sayın Adnan Oktar ve BAV üyeleri, yargı nezdinde birçok kez aklanmışlar, söz konusu iddialar BERAAT KARARLARI ile neticelenmiştir. Bu haberler, Sayın Adnan Oktar'a karşı yürütülen psikolojik savaşın bir gereği olarak, halk üzerinde infial oluşturabilmek, masum insanları toplum huzurunda sözde birer suçlu gibi gösterebilmek için yüzlerce televizyon kanalında yayınlanmıştır. Bu yayınlar tam aksine her seferinde Sayın Adnan Oktar'ın ve arkadaşlarının leyhine olmuş, Sayın Adnan Oktar'ın daha çok sevilmesine, yücelmesine ve takdir toplamasına vesile olmuştur.
HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: "Bu değirmenin suyu nereden?" Hürriyet Gazetesi
CEVAP: 2000 senesinden beri devam eden BAV davasında Sayın Adnan Oktar dahil olmak üzere tüm yargılananlar hakkında Maliye Bakanlığına bağlı Mali Suçları Araştırma Komisyonu (MASAK) detaylı araştırma yapmıştır. Tüm yargılananların iş yerleri, banka hesapları, muhasebe kayıtları tek tek incelenmiştir. MASAK'ın verdiği 3 AYRI RESMİ RAPORLA iftirası, DEVLETİN RESMİ RAPORLARI İLE KESİN BİR ŞEKİLDE ÇÜRÜTÜLMÜŞTÜR. (Aşağıdaki 27 Temmuz 2000 tarih ve GKR.2000.22.173/Müt-2 sayılı MASAK Raporu, 21 Aralık 2000 tarih ve GKR.2000-22/11 sayılı MASAK Raporu ve 16 Temmuz 2001 tarih ve GKR.2001-22-173/ Müt-1 sayılı MASAK raporları.)
ORTADA HAKSIZ BİR KAZANÇ YOKTUR. Sayın Adnan Oktar ve BAV üyeleri Allah'tan korkan, yetimin hakkını gözeten, HELAL KAZANÇ SAHİBİ KİŞİLERDİR. Henüz BAV davası başladığı dönemde bu iddiaların birer iftira olduğu MAHKEME'YE SUNULAN RESMİ RAPORLARLA ortaya çıktığı halde, Sayın Adnan Oktar'a karşı yürütülen psikolojik savaşın bir gereği olarak, bu taraflı haberler hiçbir somut delile dayanmadan gazetelerde, televizyonlarda ve internet sitelerinde yayınlanmaya devam etmektedir. Ancak Sayın Adnan Oktar'ın eserlerini büyük bir beğeni ile okuyan on binlerce insan, bu iftiralara itibar etmemektedirler. Sayın Adnan Oktar yürüttüğü değerli faaliyetlerini maddi hiçbir karşılık beklemeden, Allah'ın rızasını kazanmak, vatan ve millet sevgisi için yapmaktadır. Takdir edileceği gibi bir insanın hiç bir maddi karşılık beklemeden böylesine etkili bir faaliyet içinde olması söz konusu iddiaların birer iftira olduğunu belgelemektedir.
1. MASAK RAPORU

2. MASAK RAPORU
3. MASAK RAPORU

Psikolojik Savaş Taktiği:


Psikolojik Savaş Taktiği:
SAHTE İDDİALAR ORTAYA ATMAK


1999 yılında Bilim Araştırma Vakfı mensuplarına yönelik olarak düzenlenen operasyonlar sonrasında Silivri'de bulunan çiftiliğin Adnan Oktar'a ait olduğu iddia edilmiştir. Oysa bu ispatı son derece kolay olan bir konudur. Çiftliğin kime ait olduğu tapu senetleriyle ortaya konmuş. Çiftliğin sahipleri ve aileleri Çiftliğin kendilerine ait olduğunu, Adnan Oktar'ın çiftliğe bir kere daha gelmediğini defalarca beyan etmişlerdir.
Yine Basın Yayın Kuruluşları çiftlikte yaşanan hayatla ilgili hayali senaryolar uydurmuşlar. Hem Adnan Oktar, hem çiftlik sahipleri çıkan haberlerin doğru olmadığını sözkonusu çiftlikte ailelerin yaşadığını açıklamışlardır.
Ayrıca çiftliğin içinde bulunduğu köy halkı, sevip saygı duydukları komşuları hakkında çıkan haberlerin yalan olduğunu anlatan bir dilekçe yazıp gerekli kuruluşlara yollamıştır. Haberi büyük puntolar, büyük resimlerle yayınlayan basın yayın organları bunca açık delile ve şahite rağmen psikolojik savaşın bir gereği olarak doğruyu anlatan tek bir haber dahi yapmaya yanaşmamıştır.
"...Burası denildiği gibi Adnan Hoca'nın evi değil. Adnan Hoca'yı biz bir kere bile görmedik, tanımadık. Biz hergün bu evin içindeyiz, geleni gideni hep biliriz. Hoca bir kere bile gelmedi... Ama gazetelerde yazanlar günahtır, ayıptır..."

HEDEF KİTLE: Kamuoyu

HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: "...Adnan Hoca ve müritleri, kendilerine açtığı davayı geri almayan Ebru Şimşek'e dava üzerine dava açmaya devam ediyorlar..." Hürriyet Gazetesi
CEVAP: Adnan Oktar ve BAV'a karşı yürütülen karalama kampanyasının bir gereği olarak, Ebru Şimşek'in ağzıyla çeşitli basın organlarında ve televizyon kanallarında bu camiaya yönelik sayısız iftira attırılmış, olmamış olaylar olmuş gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Adnan Oktar ve BAV mensupları, bu iftiralardan doğan yasal haklarını kullandıklarında ise Ebru Şimşek'i ve onu destekleyen çevreleri yıldırmaya çalıştıklarına dair haksız yorumlar yapılmıştır. Onların haklarını arayarak Ebru Şimşek'in iddialarının yalan olduğunu kanıtlamaları, bu çevreler tarafından çarpıtılarak yorumlanmaktadır, bu sürdürdükleri haksız ve gizli mücadelenin çok sayıdaki kirli metodundan biridir.

BAV MENSUPLARININ AİLELERİ ADNAN OKTAR'A DUYDUKLARI SEVGİ VE MİNNETİ DEFALARCA BASINA AÇIKLAMIŞLARDIR
Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının ailelerinin yaptıkları açıklamaları buradan izleyebilirsiniz. >>
BAV üyesi kişilerin birçoğunun ailesi, vakfa üye olduktan sonra çocuklarının Atatürkçü, dindar, milliyetçi, mukaddesatçı bir hayat sürdürmeye başladıklarına ve bundan memnuniyet duyduklarına dair defalarca basına demeç vermişlerdir. Belirli çevrelerce yönlendirilen birkaç ailenin, Adnan Oktar aleyhinde amaçlı ve kasıtlı olarak yaptıkları gerçek dışı suçlamalara manşetlerden yer veren basın kuruluşları, Adnan Oktar'ı destekleyen onlarca ailenin destekleyici açıklamalarını yayınlamamayı tercih etmişlerdir. Medyanın bu şekilde sadece tek taraflı yayın yapması Sayın Adnan Oktar'a karşı yapılan psikolojik savaşın başka bir delilidir.

GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 4

EBRU ŞİMŞEK'İN İDDİALARININ GEÇERSİZLİĞİ
MAHKEME KARARIYLA İSPAT EDİLDİ
Ebru Şimşek'in kendisine silah zoruyla baskı altında çektirildiğini iddia ettiği fuhuş pazarlığı görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti Resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiştir. Mahkeme heyetinin görüntüler hakkındaki kanaatini sorduğu bilirkişi Çağlar Göksu'nun raporunda: "...gizli kamera görüntülerinin kaydedildiği mekandaki yatak odası ile, (Ebru Şimşek'in çekildiğini iddia ettiği)adreste bulunan villadaki yatak odasının AYNI MEKAN OLMADIĞI..." kanaatine varılmıştır. Ebru Şimşek'in iddialarının tamamen geçersiz olduğunu ortaya koyan bu önemli delil de hiçbir basın yayın organında yayınlanmamıştır.

GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 3

Psikolojik Savaş Taktiği:
GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 3


Ebru Şimşek'in iftiraları 1996 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 1999/8409 numaralı  takipsizlik kararı ile açıkça reddedildiği halde 2008 yılına kadar bazı basın yayın organları psikolojik savaşın bir yöntemi olarak Ebru Şimşek'in iftiralarını manşetlerine taşımaya devam etti. Ne 1996 yılında verilen Ebru Şimşek aleyhindeki takipsizlik kararı, ne de bugüne kadar bu iftiraların doğru olmadığını ortaya konan deliller aynı basın yayın organları tarafından  kamuoyuna duyurulmadı.

ASILSIZ İDDİA 5


HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: "...yaşı küçük çocukların da bulunduğu kızlar..."
CEVAP: Psikolojik savaşın bir gereği olarak 8 yıl sonra, BAV'a yönelik suçlamalara "yaşı küçük kız çocukları"yla ilgili hayali bir senaryo daha eklenmiştir. Oysa ne emniyet ifadelerinde, ne dava dosyasında böyle bir iddia yoktur. Nitekim EMNİYETTE İFADE VEREN BAYANLAR ARASINDA 18 YAŞINDAN KÜÇÜK HİÇ KİMSE YOKTUR. 18 YAŞ İSE, "KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU" DEMEK DEĞİLDİR. Bu bayanlara da emniyetteki ifadeleri tehdit, baskı ve zor kullanılarak imzalatılmıştır. Bu kişilerin hepsi savcılıkta ve mahkeme huzurunda Sayın Adnan Oktar'dan ve Bilim Araştırma Vakfı üyelerinden hiç bir maduriyetlerinin olmadığını beyan etmişlerdir.

Psikolojik Savaş Taktiği:GERÇEKLERİ BİLEREK GİZLEME 2


Sayın Adnan Oktar Kartal Cezaevi'nden basın mensuplarına yazdığı mektuplarında, emniyetteki ifadelerinin geçersizliğini açıklamıştır. Ancak emniyet ifadelerini sürmanşetten yayınlayan pek çok gazete, Sayın Oktar'ın bu mektuplarındaki bizzat kendi ağzından yaptığı açıklamalarının hiçbirine yer vermemiştir.
Yalçın Pekşen o dönemde yazdığı bir yazısında, Adnan Oktar'ın bu mektuplarının, basında ÇELİŞKİ YARATMAMAK İÇİN YAYINLANMADIĞINI belirtmiştir.
Psikolojik savaş uygulayıcılarının kendi planlarını tamamen ortadan kaldıracak netlikteki bu izahları basında yayınlatmamaları yöntemlerinden biridir.

Psikolojik Savaş Taktiği:ASILSIZ PROPAGANDA 1

Bilim Araştırma Vakfı aleyhine açılan davanın zamanaşımına uğraması kararının Yargıtay tarafından bozulması haberini Yargıtay daha kararını açıklamadan bir gün önce, karanlık eller Hürriyet Gazetesi'ne servis etti.  Hürriyet Gazetesi de coşkun bir sevinçle bu haberi birinci sayfadan sürmanşet "Adnan Hoca şimdi yandı" başlığıyla yayınladı. Hürriyet Gazetesi'ne bu haberi önceden servis edenler yine psikolojik savaşın elemanlarıydı. Daha sonra bu karar Yargıtay'ın başka bir dairesi tarafından bozuldu ama Hürriyet Gazetesi'nde bu konuyla ilgili tek bir haber yayınlanmadı. Bu haberin yapılmamasını kim sağlıyor? Bir düşünün.  

Psikolojik Savaş Taktiği:



Bütün mahkemelerde yüz binlerce kişi şahit olarak çağırıldığında ihzar kararı çıkar. Bu çok normal bir hukuk uygulamasıdır. Yüz binlerce insana uygulanan ihzar kararı Sayın Adnan Oktar için çıkartıldığında bu olay bazı basın organlarına çok önemli bir olaymış gibi yansıtılmıştır. Aslında bu sıradan bir durumdur, ayrıca böyle durumlarda zorla getirilme şeklinde bir uygulama da olmaz. Bu sadece hükmi bir izahtır. Nitekim Sayın Adnan Oktar mahkemede ifadesini vermiştir ve ihzar da kalkmıştır. Bu haberin de aynı şekilde söz konusu basın organlarında duyurulması gerekirken böyle bir şey gerçekleşmemiştir. ÇÜNKÜ BU PSİKOLOJİK SAVAŞIN BİR GEREĞİDİR ve sözkonusu odakların böyle bir haber yaptırması kullandıkları savaş yöntemlerine uygun düşmemektedir.
 

ASILSIZ İDDİA 3


HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Ele geçirilen suç aletleri arasında gizli kamera, gizli kamera başlığı, mikro gizli kamera bulunmaktadır.
CEVAP: Polis operasyonunun ilk günlerinde, bazı gazeteler pek çok "gizli kamera"ya el konduğunu yazmış, ama haberin yalan olduğu ortaya çıkmıştır. Gizli kamera denen şeyler, pek çok müstakil evin bahçesinde veya işyerinin kapısında bulunabilecek sıradan güvenlik kameralarıdır.
Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı'nca tanzim edilmiş bulunan 15.01.2002 tarihli bilirkişi raporunda, tutanaklara maksatlı şekilde gizli kamera olarak geçirilen tüm kameraların piyasada serbest olarak satılan güvenlik kameraları olduğu, bunların gizli kamera olmadığı ve gizli kameralarda bulunması gereken teknik özelliklere (görüntü kaydetme özelliği vb.) sahip olmadığı açıkça ifade edilmiştir.

ASILSIZ İDDİA 2



HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Ele geçirilen suç aletleri transformatör, cd, bilgisayar disketi, elektronik tablo, disket silme cihazı bulunmaktadır.
CEVAP: Her evde bulunan sıradan elektronik aletler (ışık ayar düğmesi, spot ampullerin trafosu, disket sürücü, uydu anteni parçaları) evlerden toplanmış ve bunlar sanki casusluk aletleriymiş gibi basına teşhir edilmiştir. Oysa "Disket silme cihazı" olarak kaydedilen ve suç aleti olarak sergilenen cihaz gerçekte o dönemde pek çok laptop bilgisayarla birlikte satılan sıradan bir "disket sürücü"dür.

ASILSIZ İDDİA 1


HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Bilim Araştırma Vakfı üyelerinin evlerinde yapılan aramada, ünlü isimlere şantaj için hazırlanmış çok sayıda video kaseti, fotoğraf ve belge ele geçirildiği, bilgisayarlara el konulduğu bildirildi.
CEVAP: BAV mensuplarının evlerinden toplanan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik CD'leri psikolojik savaşın propaganda aracı olarak kullanılmış ve kamuoyuna şantaj malzemeleri olarak tanıtılmıştır. Oysa bunlar her sıradan vatandaşın evinde onlarca bulunabilen belgesel ve müzik kaset ve CD'leridir.

Psikolojik Savaş Taktiği

Psikolojik Savaş Taktiği
TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN
HER SUÇU İSNAT ETME

Oktay Ekşi bir yazısında Sn. Adnan Oktar'a atfedilmeye çalışılan suçlarla ilgili şöyle diyor; "...Hepsinde de Adnan Hoca'ya klasik suçlamalarla yaklaşıldı. Kiminde "uyuşturucu"
bağlantılı bir suçlamayla kiminde
Ceza Yasası'nın "genel ahlak ve toplum düzeni"
içerikli hükümleriyle yargılanmak istendi." 
 
Psikolojik savaşta insanların ruh haline etki ederek sonuç alma tekniği kullanılır. Adnan Oktar'a da her türlü suçun isnat edilmeye çalışılması kamuoyunda infial oluşturma amacıyla yapılmıştır. Adnan Oktar psikolojik savaşın bu taktiğini ÇAY TV'ye verdiği röportajında şu sözlerle açıklamıştır:
ADNAN OKTAR: Bir insanın kitaplarını, fikirlerini nasıl çürütebilirsin? ne denebilir? Dünyadaki şu sistem içerisinde en akılcı en zekice olabilecek iddia bu tarz iddialardır. İşte aklına gelen her türlü halkın düşüncelerine inançlarına, ahlak yapısına aykırı olan herşeyi yapıyor demektir. ...bu, psikolojik savaşın klasik tekniğidir... Daha önce denediler çünkü, ümmetçilik propagandasıyla olmadı, 141, 163'den de denediler o da olmadı, dini örgüt dediler o da olmadı, yani bunlarla tutturamadılar. Bir de çeteden deneyelim bakalım dediler, o da olmadı. Nasıl etkili olacak, yani çünkü mühim olan psikolojik savaş zaten kendileri de söylüyor bunu, psikolojik savaş yaptıklarını söylüyorlar.